Geçenlerde aynanın
karşısına geçtim. Uzun zamandır kendime bakmadığımı fark ettim. Kilo vermişim
sanırım. Ya da almışım tam anlayamıyorum. Kirlenmişim galiba eve tıkılmaktan.
Aynada olan görüntümde parlayan tek şey kolyem olmuş. Hafifçe elimi üstünde
gezdirdim. Bu çok güzel bir kolyeydi. Kanatlarını açmış bir kuş. Bunu ne zaman
almıştım? Hah şimdi hatırladım o gün. Hani hiç gitmeyecekmiş gibi sevenin, hiç
sevmemiş gibi gittiği o gün. Verilen sözlerin bir avuç yalandan ibaret olduğunu
anladığım o gün. Peki, ben bunu neden almıştım? O günü yarım yamalak
hatırlıyorum zaten ne ara durup da bir mağazadan bunu almıştım? Sakinleşmeye çalıştım
ve üstümdekileri bir çırpıda çıkararak yenilerini giydim. Sayısını
hatırlamadığım günlerdir kahve içmediğimi fark edince dehşete kapıldım. Sanırım
ölmüştüm. Kahvesiz bir gün bile geçirebildiğime inanamıyordum. Kahvemi
yudumlayarak tekrar aynanın karşısına geçtim ve kolyeye bir kez daha baktım ve
neden aldığımı tam olarak hatırladım…
Benim kalbim sevilmeyen bir öğretmen gibi. Parmak kaldıranlara
inat, dersten anlamayanı seçti. Gidişine üzülmüyorum aslında kızgın bile
değilim. Beddua etmiyorum zaten. Bilemem çünkü isabet eder mi iki yüzlü
suratına. O kolyeye bakınca kim olduğumu hatırladım bir anda. Özgürlük ve
bağımsızlık. Hayatta en çok değer verdiğim iki kelime.. Ne kadar güzel olurdu
aslında. Uçan bir kuş kadar özgür ve bağımsız. İşte tam o zaman fark ettim ben
nerede hata olduğunu. Ben onun kafeste beslediği kuşuydum. Bana yeteri kadar
ilgi gösterdikçe sesimi çıkarmıyor, doğal olarak uzağa gidip ilgilenmediğinde
bebek gibi ağlıyordum. Fakat sorun o ki zaman ilerledikçe o ilk gün ki gibi
ilgilenmezsin kuşunla. Hevesin kırılır her geçen gün. Bakmak zorunda olduğun
bir bebeğe benzer. Ve sonunda vazgeçersin. Ya kafesi birine verir, ya da kendi
haline bırakırsın. Öyle bir duruma gelmiştim ki o beni beslemeden
yaşayamayacağımı düşünüyordum. Şoku atlattıktan sonra ancak etrafıma bakmayı
akıl edebildim ilk kez. Kafesin kapısı her zaman açıktı. Fakat bir sorun vardı
ben asla bunu görmemiştim. İlişkiler bir süreden sonra öyle bir sıradanlığa
geçiş yapıyor ki bebek bakmaktan, kuş beslemekten farksız hala geliyor. Ve bu
durum senin gözünü o kadar kör ediyor ki kafesin açık olduğunu bile
göremiyorsun. Her zaman iki tarafında mağlup çıkmasının nedeni bu olsa gerek. Yapmamız
gereken şey birlikte gökyüzünde uçmak, o kafeste oturup ölmeyi beklemek değil…
*Sözler
- Ceyhun Yılmaz
-Sunay Akın
-Yılmaz Erdoğan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder