2 Ağustos 2013 Cuma

Kafesteki Kuş

Geçenlerde aynanın karşısına geçtim. Uzun zamandır kendime bakmadığımı fark ettim. Kilo vermişim sanırım. Ya da almışım tam anlayamıyorum. Kirlenmişim galiba eve tıkılmaktan. Aynada olan görüntümde parlayan tek şey kolyem olmuş. Hafifçe elimi üstünde gezdirdim. Bu çok güzel bir kolyeydi. Kanatlarını açmış bir kuş. Bunu ne zaman almıştım? Hah şimdi hatırladım o gün. Hani hiç gitmeyecekmiş gibi sevenin, hiç sevmemiş gibi gittiği o gün. Verilen sözlerin bir avuç yalandan ibaret olduğunu anladığım o gün. Peki, ben bunu neden almıştım? O günü yarım yamalak hatırlıyorum zaten ne ara durup da bir mağazadan bunu almıştım? Sakinleşmeye çalıştım ve üstümdekileri bir çırpıda çıkararak yenilerini giydim. Sayısını hatırlamadığım günlerdir kahve içmediğimi fark edince dehşete kapıldım. Sanırım ölmüştüm. Kahvesiz bir gün bile geçirebildiğime inanamıyordum. Kahvemi yudumlayarak tekrar aynanın karşısına geçtim ve kolyeye bir kez daha baktım ve neden aldığımı tam olarak hatırladım…
          
  Benim kalbim sevilmeyen bir öğretmen gibi. Parmak kaldıranlara inat, dersten anlamayanı seçti. Gidişine üzülmüyorum aslında kızgın bile değilim. Beddua etmiyorum zaten. Bilemem çünkü isabet eder mi iki yüzlü suratına. O kolyeye bakınca kim olduğumu hatırladım bir anda. Özgürlük ve bağımsızlık. Hayatta en çok değer verdiğim iki kelime.. Ne kadar güzel olurdu aslında. Uçan bir kuş kadar özgür ve bağımsız. İşte tam o zaman fark ettim ben nerede hata olduğunu. Ben onun kafeste beslediği kuşuydum. Bana yeteri kadar ilgi gösterdikçe sesimi çıkarmıyor, doğal olarak uzağa gidip ilgilenmediğinde bebek gibi ağlıyordum. Fakat sorun o ki zaman ilerledikçe o ilk gün ki gibi ilgilenmezsin kuşunla. Hevesin kırılır her geçen gün. Bakmak zorunda olduğun bir bebeğe benzer. Ve sonunda vazgeçersin. Ya kafesi birine verir, ya da kendi haline bırakırsın. Öyle bir duruma gelmiştim ki o beni beslemeden yaşayamayacağımı düşünüyordum. Şoku atlattıktan sonra ancak etrafıma bakmayı akıl edebildim ilk kez. Kafesin kapısı her zaman açıktı. Fakat bir sorun vardı ben asla bunu görmemiştim. İlişkiler bir süreden sonra öyle bir sıradanlığa geçiş yapıyor ki bebek bakmaktan, kuş beslemekten farksız hala geliyor. Ve bu durum senin gözünü o kadar kör ediyor ki kafesin açık olduğunu bile göremiyorsun. Her zaman iki tarafında mağlup çıkmasının nedeni bu olsa gerek. Yapmamız gereken şey birlikte gökyüzünde uçmak, o kafeste oturup ölmeyi beklemek değil…




*Sözler
- Ceyhun Yılmaz
-Sunay Akın
-Yılmaz Erdoğan


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder